Ara
Om Medya
Tünelin ucu gözüktü

Küresel kriz etkisi her noktada aynı olmasa da, tüm dünyanın canını sıkmaya devam ediyor. Gelinen noktada asıl darbeyi ise en gelişmiş ülkelerin gördüğü anlaşılıyor. ABD, AB ve Japonya’dan oluşan dünya ekonomisinin baş aktörleri, şimdiden iki yıllık bir kayıp yazmış durumdalar hanelerine. Örneğin en büyük ihracat pazarımız Almanya, 2008’de dünya ihracat sıralamasında birinci, ithalatında ise ikinci sırada yer almıştı. Ancak 2009 yılında ülkenin ihracatının yüzde 23, ithalatının ise yüzde 49 azalması bekleniyor. Ülkenin büyüme tahmini ise yüzde -6. ABD’de bu rakam en iyi ihtimalle yüzde -3,2, İngiltere’de yüzde -4, İtalya’da yüzde -4,5. Diğer yandan Rusya devalüasyon, İspanya ise deflasyon ile boğuşuyor. Uzakdoğu’dan da iyi haberler gelmiyor, Japonya’nın ihracatı Mart ayında yüzde 45,6, Çin’in ihracatı ise yılın ilk çeyreğinde yüzde 19,7 oranında gerilemiş durumda. Türkiye’nin başlıca ticaret partnerleri olan bu pazarların içine düştüğü durum, ihracatın gerilemesindeki ana neden elbette. Son yıllarda iç talepten ziyade, ihracatla beslenen ekonomi de, buna paralel olarak zayıflıyor. Alternatif pazarlardaki yoğun çalışmalar ise Türkiye’nin nefes almasında büyük role sahip. Ki bu pazarlardaki ihracat artışlarına bakıldığında da, umutlar tazeleniyor.

Dünya ticareti yokuş aşağı gidişe kilitlendikçe, emtia fiyatları da alışılmadık seviyeleri görüyor. Petrol bir yıl önce 115 dolarken, 51 dolara indi. Alüminyum 2985 dolardan 1455 dolara, bakırsa 8585 dolardan 4295 dolara geriledi. Nikel bir yıl önce 28.597 dolardı, bugün 11 bin dolar seviyelerinde. Yine demir çelik fiyatları bir sene önce 1100 dolarken, yüzde 57 düşerek 470 dolara inmiş vaziyette. Rakamların aşağı inişi de zaten daralan pazarlara satıştan elde edilen gelirin düşmesine neden oluyor. Böylelikle ihracatta miktar bazında azalma olmasa da, elde edilen değer, geriledikçe geriliyor.

Nitekim Nisan ayında Türkiye ihracatı, düşen fiyatların da etkisiyle, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,75 gerileyerek, 7 milyar 528 milyon dolar oldu. Ancak, 2008’in Ekim ayında başlayan düşüş eğiliminden sonra, Mart ayında tekrar başlayan aylar bazında yükseliş Nisan ayında devam etti. Böylece yılın ilk dört ayındaki ihracat 28 milyar 512 milyon doları, geriye dönük bir yıllık ihracat ise yüzde 3,37 düşüşle 113 milyar 358 milyon doları geride bıraktı. Nisan ayında en fazla ihracat yapan sektör, iş hacminde yüzde 50’ye veren düşüş yaşanmasına rağmen, 1 milyar 239 milyon dolarla ile otomotiv oldu. Onu 996 milyon dolarla konfeksiyon, 959 milyon dolarla da demir çelik takip etti. Tarım sektörleri ise krizi görece hafif yaşıyor. Nisan ayında bu gruptaki sektörlerin ihracatı 1 milyar 15 milyon dolar oldu ve toplam içerisindeki payını da 13,48’e çıkardı. Toplam ihracatın yüzde 84,27’ini gerçekleştiren sanayi sektörlerinin ihracatı ise 6 milyar 344 milyon dolarda kaldı. Böylece sanayi sektöründe ilk dört aylık ihracat 23 milyar 826 milyon dolar, son bir yıllık ihracat da 97 milyar 75 milyon dolar oldu. Madencilik ihracatı da yıla kayıpla devam ediyor. Bu alanda Nisan ayında 169,4 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Sektör 2009 yılının ilk dört ayında 591 milyon, geriye dönük bir yılda ise 2 milyar 870 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiş oldu.

Fiyatlar ihracatı

doğrudan etkiliyor

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Nisan ayı ihracat rakamlarını, Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in de katılımıyla, Antalya Limanı’nda TİM Meclis üyesi Ahmet Tuncay Sagun’a ait Sagun Group tesislerinde düzenlediği toplantıda açıkladı. Toplantıya TİM Başkanvekilleri Adnan Ersoy Ulubaş, Mustafa Çıkrıkçıoğlu ve Ali Nedim Güreli, TİM İcra Kurulu Üyeleri İbrahim Burkay ile Osman Bağdatlıoğlu, DTM İhracat Genel Müdürü Ziya Altunyaldız, Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, ticaret ve sanayi odası başkanları ile Antalya milletvekilleri katıldı.

Büyükekşi, konuşmasına Antalya’ya kriz ortamında gösterdiği başarıdan ötürü teşekkür ederek başladı. “Temennimiz turizm merkezi olarak tanınan Antalya’nın, tarım ihracatını daha da ileri bir noktaya taşıması ve sanayisini geliştirerek Türkiye ekonomisine daha fazla katkı sağlaması.” diyen Büyükekşi, global ekonomide son aylarda yaşanan gelişmelere göz atıldığında, sisli havanın dağılmaya başladığının görüldüğünü söyledi. “Elbette henüz her şey düzeldi demek için erken, ancak suların durulduğunu söylememiz gerekiyor. Lehman Brothers’ın batışından beri AB ve ABD finansal sistemi toparlanma sürecinde. Batık bankaların ve toksik asit olarak nitelendirilen kötü kredilerin sistem dışına çıkarılmasıyla birlikte dünyada finansal sistemin daha stabil hale geldiğini görmek son derece sevindirici. Geride bıraktığımız dönemde hisse senetlerinin, metallerin ve petrolün kredi piyasasının donmasıyla beraber serbest düşüşe geçtiğini gördük. Şimdi ise bu piyasaların kımıldamaya başladığını görüyoruz.” diyen Büyükekşi, hisse senetleri ve emtia piyasalarında yaşanmaya başlayan hareketlenmelerin de umut verdiğini ifade etti ve bunun piyasalarda volatilitenin azalmasına işaret olduğunu savundu. “Küresel anlamda kredi sıkışıklığının dolar ve yende hızlı bir çıkış yarattığına şahit olduk. Dolayısıyla, kredi piyasasının tekrar açılması, her iki güçlü parada da değer kaybını gündeme getirecek. Ancak makro ekonomik cepheden gelecek hiçbir kötü haber bundan sonra ‘sürpriz’ olmayacaktır. Birincisi bu rakamlar geçmiş günlerin datasını kapsıyor. İkincisi ise yatırımcılar kendilerini en kötüsüne alıştırdı.”

Kredi garanti fonu için söz alındı

Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin büyük bir heyecanla karşılandığını anımsatan Büyükekşi, yüksek faiz-düşük kur politikasının ülke ekonomisine faydasının tartışılır olduğunu belirtti: “2001’den bu yana işsizlik oranlarının yüzde 8,4’den yüzde 15,5’a yükselmesi bunun en büyük kanıtı. Bundan sonraki süreçte de faiz indirimlerinin destekçisi olmaya devam edeceğiz.” Fonlama maliyeti düşük olsa da, Türkiye’de kredi maliyetlerinin pahalı kaldığına da dikkat çeken Büyükekşi, bunun bankaların kredi faizlerini düşürmedeki isteksizliğini gösterdiğini anlattı. “Daha da ötesi, bankaların kredi/sermaye kaldıraç oranını giderek küçülttükleri de gözden kaçmıyor. Bankalar, sadece ciddi teminat sahibi olanlara ya da şirketlerinin nakit akışında problem olmayanlara olumlu yaklaşıyor. Ancak bu bir paradoks. Çünkü iyi durumdaki şirketler bu faizlerle kredi almaya yanaşmıyor. MB faizleriyle piyasa faizleri arasındaki makas açık. Dolayısıyla kredi piyasası sıkışmaya devam ediyor.” diyen Büyükekşi, bu tıkanıklığı aşmanın yolunun, dört aydır dile getirilen kredi garanti fonu olduğunu aktardı. Uygulamanın başlaması konusunda siyasi iradeden söz aldıklarını da kaydeden Büyükekşi, “Bu fon, hazinenin koyacağı 1 milyar TL kaynakla birlikte 10 milyar TL tutarında kredi hacmini ortaya koyacak. Fonun hayata geçirilmesi reel sektör için son derece önemli.” dedi. TİM’in ısrarlı talebi ve takibi sonucu MB’nin, Eximbank kaynaklı reeskont ihracat kredilerinin toplam limitini 2 milyar dolara çıkardığını da anımsatan Büyükekşi, Eximbank ve MB’ye de teşekkürlerini iletti.

Gaziantep örnek olmalı

Krizin tüm Türkiye’de de aynı şekilde etkili olmadığını belirten Büyükekşi, bazı illerin daha güçlü bir ihracat iştahı ortaya koyduklarını dile getirdi. Antalya’nın gösterdiği ihracat başarısından bahseden Büyükekşi, Gaziantep özelinde konuyu şöyle aktardı: “Gaziantep ihracat düşüşünden etkilenmedi. Özellikle yakın ve komşu ülkelere yapılan ihracat açısından son derece başarılı bir performans ortaya koyan Gaziantep, fırsatlar nasıl değerlendirilir hususunda bizlere çok iyi bir örnek oluyor. Bunun sonucunda geçtiğimiz ay Gaziantep en fazla ihracat yapan iller arasında yedincilikten beşinciliğe yükseldi. 2004 yılında Gaziantep 1 milyar 272 milyon dolar, Adana 805 milyon dolar, Kahramanmaraş 189 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, 2008 yılında Gaziantep’in ihracatı 3 milyar 481 milyon dolara yükseldi. Adana’nın ihracatı 1 milyar 321 milyon, Kahramanmaraş’ın ihracatı 393 milyon dolarda kaldı. Gaziantep 5084 sayılı teşvik yasasının kapsamına girmediği halde bunu başardı. İl krize rağmen Ortadoğu pazarında büyük atılım gerçekleştirdi. Irak’a ihracatı yüzde 67, Suriye’ye ihracatı yüzde 90, İran’a ihracatı yüzde 64 yükseldi. Yine bu yılın ilk üç ayında Gaziantep’in Irak’a yaptığı ihracat yüzde 45, Suriye’ye yaptığı ihracat yüzde 59 yükseldi.”

Olumlu sinyaller geliyor

Büyükekşi’nin ardından söz olan Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ise, başarının durağan bir şey olmadığına ve kimseye miras olarak bırakılamayacağına dikkat çekti. Tüzmen, “Dümene sıkı sarılırsanız ve kaptan güvenilirse hangi deniz şartında olursa olsun yolumuz belli ise yelkenimiz sağlamsa, o zaman güzel rüzgarları arkaya alıp yine bu yolculuğa gider uygun bir limana sığınırız.” diye konuştu. İhracatla ilgili olumlu sinyaller olduğunu söyleyen Tüzmen, 2003-2008 dönemini ‘Altı altın yıl’ olarak değerlendirerek, rekorlar kırdıklarını hatırlattı. 2009 yılı fiyat etkisinden arındırılmış daralmanın yüzde 9 ile 11 arasında bulunduğunu söyleyen Tüzmen, gerileyen ticari mal fiyatları da dikkate alındığında, dünya ticaretindeki nominal düşüşün daha da şiddetleneceğini vurguladı. Tüzmen ayrıca, uluslararası kuruluşların iyimser tahminlerinde, Çin’in ekonomik büyümesine güvendiklerini kaydetti. 2013’te 200 milyar dolar, 2023’te de 500 milyar dolar ihracatı göreceklerini ifade eden Tüzmen, Nisan ayında Almanya’nın Business Confidence Index’inin yükselmeye başladığını söyledi. Bakan Tüzmen, ABD tüketici güven endeksindeki artışın olumlu sinyaller anlamına geldiğini açıkladı. Japonya’nın sanayi üretiminin altı aydır ilk kez artış gösterdiğini de hatırlatan Tüzmen, Merkez Bankası Reel Kesim Güven Endeksi’nin Şubat ayı artışının da tahminleri iyimser yönde etkilediğini belirtti.

Turizm birliği talebi

Toplantı esnasında söz alan ev sahibi TİM İcra Kurulu Üyesi Ahmet Tuncay Sagun da, ihracat azalırken, su ürünleri sektörünün ihracatının yüzde 1,04 artış gösterdiğine işaret etti. Sagun, tarım ve hayvancılık sektörlerinin ithal girdi içermeyen yüksek katma değerli niteliğine de dikkat çekerek, siyasal otoritelerden tarım ve hayvancılığa daha fazla önem vermelerini rica etti. AİB Başkanı Osman Bağdatlıoğlu da, Antalya’nın çıkış gösteren sektör olan tarımın merkezi olduğunu söyledi. Bağdatlıoğlu, toplam 550 milyon dolarlık bir ihracatı görünen Antalya’da otellere verilen yaş sebze ve meyvenin 500 milyon doların üzerinde olduğunu belirterek, “Bu il, tam anlamıyla bir ihracat merkezi. Sadece deri sektörü turistlere 1 milyar dolar satış yapıyor.” diye konuştu. Antalya için bir ‘turizm birliği’ isteğinde de bulunan Bağdatlıoğlu, “Antalya’nın gerçek değerinin ortaya çıkmasını istiyoruz” dedi. Bağdatlıoğlu, Antalya’da İzmir’dekinin benzeri bir Expo çalışması yaptıklarını ve ile 2014’de ek 9 milyon turist getirmeyi hedeflediklerini de bildirdi. Konuşmaların ardından, Antalya’nın en çok ihracat yapan üç firmasına ödülleri verildi. Birinci As Çimento adına ödülü Dış Ticaret Müdürü Neslihan Uçkun, Kürşad Tüzmen’in elinden alırken, ikinci Sembol Uluslararası Yatırım’ın ödülünü firmanın Yaşar Süheyla Arığ’a Mehmet Büyükekşi sundu. Üçüncü Ataş İnşaat’ın Genel Müdürü Halil Ataman ödülünü DTM İhracat Genel Müdürü Ziya Altunyaldız’dan alırken, TİM Eski Başkanı Oğuz Satıcı da, AİB Başkanlar Kurulu Başkanı Bağdatlıoğlu’na bir teşekkür plaketi verdi.

Avrupa’nın en büyük yatı Antalya’da üretiliyor

Açıklamanın ardından Antalya Serbest Bölgesi’nde yapımı devam eden 47 metrelik Avrupa’nın en büyük kompozit teknesinin inşaatını ziyaret edildi. “Böyle bir yatı inşa etmek büyük mühendislik ister.” diyen Tüzmen, 1996-97 yıllarında ASB’nin yat üretim merkezi haline gelebilmesi için çalışmaya başladıklarını bildirdi. “Antalya yat üretiminde dünyanın sayılı merkezlerinden biri oldu.” diyen Tüzmen, önümüzdeki sene ASB’de üretilecek 65 metrelik yatla dünya rekoru kırılacağını bildirdi. CMB Yatçılık tarafından üretilen yat 47 metre uzunluğunda. Katarlı bir işadamına 25 milyon dolara satılan süper lüks yat bu yaz suya indirilecek. TR

KUTU-----

Türkiye’nin balıkçı kralı:

Sagun Group

İhracat rakamlarının açıklandığı toplantının ardından, Büyükekşi ve Tüzmen, Avrupa’nın en modern tesisleri arasında gösterilen, orkinos üretimi ve ihracatı gerçekleştiren Sagun Gruba ait soğuk hava deposunu gezdi. Orkinosların eksi 70 derecede şoklandığı tesislerde incelemelerde bulunuldu. Sagun Group YK Başkanı Tuncay Sagun, babası Kemal Sagun’dan devraldığı Kemal Balıkçılık’ı, bugün bünyesinde beş şirketin yanı sıra Türkiye’de yedi ayrı bölgede, 10 ayrı tesiste, yurtdışında ise üç ayrı ülkede üretim tesisine sahip dev bir yapıya ulaştırdı. Türkiye’de balıkçılığın, bir sanayi dalı haline gelmesini sağlayan Sagun, sektörde avlanmadan yetiştiriciliğe, ürün işlenmesinden depolamaya, ithalat ve ihracattan lojistiğe kadar, her aşamada faaliyet gösteriyor. 135 milyon dolarlık ciroya ulaşan Group Sagun, bugün, 386 çeşit ürün üretiyor, 165 milyon dolar ciroya ve 1.500 çalışana sahip. Ürünlerin yüzde 70’ini, 23 ülkeye ihraç ediliyor. 110 milyon dolarlık ihracat geliriyle aynı zamanda Türkiye’nin en büyük su ürünleri ihracatçısı olan Sagun Group’un önümüzdeki beş yıllık hedefi içerisinde İtalya, Fransa’nın da yer aldığı Akdeniz Havzası içerisinde yer alan Avrupa ülkelerinde üretim çiftlikleri kurmak yer alıyor. Bugün grubun en büyük pazarı Fransa. İtalya, Yunanistan, Japonya ve Güney Kore de ihracat yapılan diğer önemli ülkeler arasında. İhracattaki süreklilik grubu dünyanın ilk kurbağa çiftliğini kurmaya da yönlendirmiş, İpsala’daki çiftlik halen dünyanın tek örneği. Sagun, Türkiye’deki ilk orkinos çiftliğini kuran grup özelliğini de taşıyor. İç pazarda ise yakın geçmişte hayata geçen “Marines” markası ile hazır deniz ürünleri alanın da girmiş durumda. Marines, dondurulmuş deniz ürünlerinde yüzde 38’lik payla pazar lideri. Grubun büyüme hedefi ise yıllık yüzde 30.

Önceki Sayfa